6.12.2006

bi baktım ki hiç bişey anlatamamışım..

*gidiyorum ben.*bu brüksel hanesinden yazdığım son hezeyanım olacak sanırsam. aslında ne yazılır onu da bilmiyorum. sadece herşeyi son güne sığdırmanın getirdiği bi telaşla bunu da yazayım dedim. mesela yazarlarda böyle mi acaba. ama onlara para veriyorlar. benimki kamu hizmeti bile değil. olsun şu lahza içimden ve etrafımdan geçenleri yazabilirim.* iki yan balkonda iki türk gece hayatı anılarından bahsediyorlar. ama ben bülent ortaçgille onları bastırdım. yan tarafımdaki afro-mülayim kız gelmez ise iyidir.* bi gündür(samimiyetsiz ünlem) arkadaşımdan istediğim linki arkadaşımın yoğun çabaları sonucu bulmasının akabinde ben o linki kaybettim. * linkin türkçesi yok mu yahu? * niye içimden biyerlere gitme isteği söndü bilmiyorum biri bana deniz kokusu getirse keşke. * büyümeye başladığımdan beri insanları anlamayı bıraktım. acaba kötü mü yaptım? * onu bunu aramak, elektrik faturası yatırmak, müşteri hizmetlerine bağlanmak, danışma bölümlerine danışmak hayatta haz edemediğim ürktüğüm, sesimin titrediği, tüylerimin diken yanaklarımın gül olduğı anlar. milyon dolarlık bebek bile olsanız oradaki askeri ücretli ağzında sakızla vernikli ahşap "tezgah"ın ardındaki sosyete pazarından alınmış d&g sıfır koldan fışkıran bıngıl kollara teslim etmeniz gerek kendinizi. yani belki bu açıdan güzel. sosyal adaleti ya da adaletsizliği bu şekilde dengeleyebilirsiniz. sosyal patlamaları ancak arjantinde görürüz böylece. ama niye benim gibi zavalli bir "bilinçli loser"a eziyet edersiniz. ben sizin çekmecenizde duran örgü şişlerinizi üst katlarınıza, asal çarpanlarınıza diyor muyum? gerçi onlarda asla asal çarpmazlar size ama. benimki de laf. * geçenlerde ergenlik sonunda emokid olabileceğime hükmettim. ama ruhen. fiziksel olarak asla o kadar yetenekli olamam. * sanırım hayatımı fotoğraf çekerek hayatımı kazanabileceğimi bilsem fotoğraf çekerek hayatımı kazanırım. * dua edin boşluk da nakitim yetsin izafi uzaklardayken.* sanırım asla bi diyara kök salamayacağım. korkuyorum. ben dünyalı olmak istemiyorum. ben bir şehirli olmak istiyorum. ibrahim tatlisesin bilbordlarda sırıttığı gibi değil ama. o şehrin içindekiler kısmında E303 olmayacak, islami usullere göre biçilecek ve son kullanma tarihi benim defnimden bilahare olacak. bi de perihan mağdenin anasına şehit analarının küfretmeyeceği bi diyar olursa iyi olur.* sana doğru geliyorum istanbul. beni bekleme. hiç beklemedin zaten. sadece nefes alabilecek kadar yer aç yeter. doğalgazlı da olsa iyi olur. * bu sene içinde bimbambom demek istiyorum. şan eğitimsiz ne kadar derim bilmiyorum ama. alaylı ağıraksak *"yanlızlığım benim sidikli kontesim." Ezginin Günlüğü

2 yorum:

nedirderdin dedi ki...

http://bygezgin.free.fr/eylence/yag.htm

işine yarar diye düşündüm.

morcivert dedi ki...

Bu arhadas sana ne demeye calismis yukaridaki linki vererek ben anlamadim.
Bu haftasonu Kale'de senlik varmis Memedim. Boyle sokak tiyatrolari, dans gosterileri, muzik dinletileri fln.. Yerli yabanci bisuru insan olacakmis. Sen olaydin da geleydin. Gitmeyi dusunuyoruz, insallah diyorum, cunku dedigim bicok seyi yapamiyorum. "Ogrenciligin kiymetini bil" diyenlere mantigim hihi dese de kalbim demiyor. CAlisma hayatina baslayinca daha ozgur olma umudu tasidigim icin suanki gunlerimi gecmesi gerekn tirivirilar olarak nitelendiriyorum. O yuzden universite ogrencilik hayatimdan bi skim anlamiyorum. Seni cok seviyorum. Niye burdan yazdim bilmiom iste, neyse.. Ha bi de Ezgi'nin Gunlugu yazdigin sarkiyi Ahmet Kaya da soyluyo, tabi muzigi farkli, sanirim Cemal Sureyya'nin siiri. Neyse, Amsterdam guzelmis, olsa da yesek.