10.12.2006

zeytinyağı olunmaz, doğulur.

Büssürü büssürü şey bilip susmak çok fena bişey. Konuşursam Türkiye sarsılmaz belki ama iç ferahlığına erebilirim -belki yapayalınayak yürümek düşer nasibimize- Herkes semranımlaşıp dominant karaktersizliklerini üzerimize boca ederkene böyle susmak, uyuz olmak, dingin olmak(?), cool olmak artık o taraftan nasıl gözüküosa öyle şey etmek bazen fena koyuyor. İçimden fena fena şeyler geçiyor. Egzorsistlik bi vaziyete bürünmesem de eskiden dört duvar arasında seçtiği manitalarına dayak uygulayan şimdilerde ekranda metrekare başına iki damla gözyaşı döken, "saygı duyuyorum" insanı; (sevgili noktalı virgül bi gün seni kullanabileceğim bi yer olduğunu biliyordum.) Z sınıfı filmlerden birinden gelip bana "Sen sevemezsin!" diyip boynunu bükerek uzaklaşıyor dimağımda... "İftar yemeği verilmektedir. Allah'ın rahmeti bereketi üzerinize olsun. Afiyet olsun"... Herneyse ne. Demem o ki siz insanoğlu susuyoruz diye ses etmiyoruz diye artizlik yapıp durmayın bana. Bi gün herkese içimdeki nefreti kusasım gelio. O zaman pimpişman -pippişman, bin pişman- bi vaziyette sünnetliler gibi elim pijamanın önünü çekiştirir vaziyette dolaşabilirim. Ama içim ferah olur. Çizimlerin ne olur peki? Hade sittir git burdan. Boşluğa dalan vaaar!!!

Hiç yorum yok: